
Gitme demekti içimden geçen. Gitme, hep yanımda kal. Gitme demekti içimden geçen, gidişinin ardından yıllar geçmişken. Bir martı çığlık çığlığa adını haykırmadan hemen önce bittim ben. Sahildeydim o gece. Oturmuş denizi taşlara boğuyordum, boğulmadan hemen önce. Elimde eski bir fotoğrafın, buruşmuş, bir köşesi yanık. Herhalde kızgın bir anımda yakayım tüm fotoğraflarını demişim, ama görüyorsun işte becerememişim. Şimdi sahildeyim, sensiz, yalnız, kimsesiz. Bir martı var sadece, o da inadına adını haykırıp duruyor bana. Gece olmuş, neden bu kadar hızlı akıyor zaman, neden her dakika senden uzaklaşıyorum. Neden, nedenlere boğulup duruyorum. Gitme demekti içimden geçen. Gitme, en azından hayallerimden uzaklaşma.
Hayat güzel diyorlar, ama kaybolup giden güzelliklere bakınca insan hayatın güzelliğinden o kadar emin olamıyor. Payımıza düşen mutlulukları yaşamaya çalışıyoruz sadece, onda da ne kadar başarılı olduğumuz bilinemez. Kim bilir belki hala aynı acıyı veriyordur okundukça sevgi ile yazılanlar ve hala aynaya baktıkça eksik bir parça göze çarpıyordur. Ne kalbinden söküp atabilirsin bunca yıl sonra ne de tekrar kalbinin içine alabilirsin tam olarak. Sadece sözler kalmıştır elinde ve belki de sessizce çıkan bir kelime "bi tanem", ne sen duyarsın ne de haykırarak söylemek gelir onun elinden. Adı mişli geçmiş zamana yazılmıştır çoktan, bu sevdadır demeye çok şahit gereklidir ama şahitlerin kim olduğu bile unutulmuştur. Acaba iki kişinin eş zamanlı gördüğü bir rüya mıdır yaşandı sanılanlar, yoktur bu sorunun cevabı. Sevgiyle kalmak lazım, çok sevgisizleşti yaşadığımız ortamlar çünkü. Sevgi ile kalmak lazım ve nasıl hatırlanıyorsak öyle...
Bazı şeyler insanın elinden kayıp gidiveriyor istemeden de olsa. Dur demek, gitme kal demek öyle yazıldığı kadar kolay söylenemiyor işte. Önce çocukluk gidiyor; insan fakına varamadan o sorunsuz, o sorumsuz günleri yitiriveriyor. Üzerinden yıllar geçtikten sonra aah demek bir fayda da etmiyor üstelik. Sonra okul çağı gelip geçiyor hayatın bir kenarından. Zor sanılan zamanlar aslında ne de kolaymış diyoruz. Ama kariyer uğruna duygusal hayatı bir kenara bırakmamışsa insan, hayatının en unutulmaz anlarını sevda kaplıyor. Bir de bu sevda geçmiş zamanda yaşanmış ama geçmişte kalmamışsa kalp binlerce parçaya bölüyor da tamir etmek mümkün olmuyor.
O nedenle; gitme demek için sadece içinden geçirmek yeterli değil. İnsan partnerinden önce kendini inandıracak sevdiğine. Egoları ve kişisel çatışmaları yüzünden sevdasını harcamayacak, zira gitme demek de, gidene dön demek de çok zor. Sevgi ile kalmak lazım, nasıl hatırlıyorsak öyle.
|